Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Mason Düşmanlığı  (Okunma sayısı 21432 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mayıs 15, 2009, 05:08:11 ös
Yanıtla #10
  • Seyirci
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4170
  • Cinsiyet: Bay

O programın daha uzun anlatımlı halide var alında onu izlemek lazımdı sevgili ceycet.Bu tip konularda uzman araştırmacı yazar kendisi.
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Mayıs 15, 2009, 05:22:26 ös
Yanıtla #11
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1741
  • Cinsiyet: Bay

Sayın  Karahan;

Ben,Komunizmin mi bir tasarım,yoksa komunizmi yıkmak için mi bir tasarımın var olduğunu anlayamadım.Bu konuda çelişkili ifadeler algıladım.Komunizm(daha doğrusu sosyalizm)Rusya'da türemiş değil.Marx,Almanya'da veya İngiltere'de öncelikli olarak devrim olacağını hesaplamıştı,yanlış hatırlamıyorsam.Çünkü henüz Rusya,sanayi devrimini tamamlamamıştı.Devrim yapacak çoğunlukta proleter yoktu.Ayrıca bir komplo tasarlanmış olsaydı,müttefikleri olan Rusya'nın konumunu  ve henüz devam eden 1.dünya savaşını da hesap etmeleri gerekirdi diye düşünüyorum.


Saygılarımla...
Ben"O"yum,"O"ben değil...


Mayıs 15, 2009, 05:34:43 ös
Yanıtla #12
  • Seyirci
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4170
  • Cinsiyet: Bay

Sn.Ceycet
Tasarım olması konusuna ben inanıyorum ve birçok nedeni var bunun.Hem 1,hem de 2.dünya savaşının çıkış ve yapılış nedenlerini sorgulaman başlangıç için yeterli.Heleki hitler savaşı yapmak için yahudilerden finansı ve silahı sağlarken her savaştığı ülkede ne garip tesadüfkü hedef sadece yahudilerdi.Olayın sonuç kısmıa kime yarar sağladı gözü ile bakarsakta israil devleti kuruldu akabinde.Heleki o 48 yıllık süreci ortadoğuda çok iyi incelemek lazım ve ben bunu yaptım ordan bu sonucu çıkardım.Rusya komünizm için model ülke nüfus kalabalıklığı ve potansiyel olarak emperyalizme en büyük katkıyıda 1990 lı yıllara kadar süren soğuk savaşla yaptılar dikkatle izlersen bu dönem amerika ve israil dünyayı resmen silaha boğdular komünizmle korkutarak bir önemli şey daha yaptılar üstler kurarak dünya geneline yayıldılar.işi bitincede komünizm bir anda bitti enteresan olan kısmıda o oldu kimse beklemiyordu.Dikkat edin komünizmden sonraki söylemler islami terördü ve şimdi dünyaya yayılma ve korkutma modelleri bu.Tarihlerine bakar başkanlarının söylemlerini incelerseniz sizinde bu sonuca varmanız zor olmaz.sanırım.
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Mayıs 15, 2009, 05:56:34 ös
Yanıtla #13
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1741
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Karahan,

Dikkat ederseniz,1917 deki Rusya'daki devrim emperyalistlerin bütün hesaplarını altüst etmiştir.İngilizlerin Osmanlı imparatorluğu ve kafkasya üzerindeki beklentileri boşa çıkmıştır.Takdir edersiniz ki,o dönemde engüçlü ülke İngiltere idi.Rusya'daki devrim 2 yıl sonra olsaydı,bugün kü sınırlar emperyalistlerin lehine oldukça farklı olabilirdi.Bizim kurtuluş savaşını kazanmamızda bile Rusya'daki devrimin oldukça katkısı olduğuna inanıyorum.


Saygılarımla...
Ben"O"yum,"O"ben değil...


Mayıs 15, 2009, 06:06:26 ös
Yanıtla #14
  • Seyirci
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4170
  • Cinsiyet: Bay

Sn.Ceycet
Bakış açısına göre öyle bende uzun yıllar öğrenciliğimdede böyle biliyordum.Komünizmi bilmek yetmiyor asıl emperyalizmi bilmek insanı sonuca götürüyor.Geniş perspektifte nedir bu emperyalizm bu sömürü nasıl kurulur ve hangi materyallerden faydalanır.Paranın acımasız düzenine karşı insanlığın en ufak bir değerinin olmadığı bir sistemi kullanarak dünyayı yönetmeye talip olmak.Çıkış noktası bu bence hatta size ilk başlarda tesadüfen okuyup tanıdığım dünyanın en zengin adamının hayatını okuyunca şu soruyu sordum kendime acaba ben rodshield olsa idim bu kadar korkunç parayı nasıl muhafaza ederdim ve geliştirirdim.Sonra annelerinin bir sözü çok ilgimi çekti benim çocuklarım istetersse dünyada savaş olmaz.Komedi gibi gelişti tabi sonrası bir çok bilgi edindim bir çoğu çöplükte olsa ayrıştırarak bir sentez yapıyorsunuz.Bugün Komünizme bir tasarım idi diyebiliyorsam aynı şeyi Amerika içinde düşünüyorum buda o sorunun içinden çıkıyor parayı nasıl muhafaza edierim.Hemde israili her tür tehdite karşı nasıl korurum arkadaşlar bu ifadelr basit kmplo teorisi sözcükleri ile açıklanamayacak kadar derin konular bence ilgilenilmesi lazım.
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Eylül 07, 2009, 01:16:31 ös
Yanıtla #15
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Mason düşmanlığı kuşkusuz salt düşüncede kalmıyor, eyleme de geçiyor.

Bu bağlamda Sayın MASON’un vermiş olduğu örnekler var; sanırım bu başlık altında olmasa da başkaları da vardır. Hele geçmişte çok var.

Bundan yirmi yıl kadar önceydi. İş gereği kısa bir süre için Amerika’ya gitmiştim. Bu gidişlerimde genellikle pek sıkılırdım; çünkü gündüz iş-güç ama akşamları yapabilecek bir şey bulamazdım otel odasında televizyon izlemekten başka. İşte o yirmi yıl önceki gidişimde pek ilginç bir yayına takıldım. John Ankerberg adlı birinin açmış olduğu dehşetli bir Masonluk karşıtı kampanya idi bu; öyle az buz olay değil.

O kadar ilgimi çekti ki, bu kampanya sadece televizyon yayınları ile kalmadığından ötesi ile de biraz ilgilendim.

Eğer sıkı bir Hıristiyan olsaydım, sanırım şöyle düşünürdüm: «Bu Masonluk denilen nesne dinimize kökünden aykırı.» Ancak sıradan bir Hıristiyan olarak güler geçerdim.

Bu konu acaba bu forum başlıklarına yansıdı mı? Aradım, bulamadım.

Biraz anlatsam, ilgi çeker mi, yararlı olur mu acaba?

Sevgiler,

ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Eylül 07, 2009, 02:16:46 ös
Yanıtla #16
  • Ziyaretçi

Sn. ADAM en azından benim ilgimi çekeceğine emin olabilirsiniz. Merakla anlatacaklarınızı bekliyor olacağım umarım en kısa sürede bu konuda bizi aydınlatırsınız...

Saygı ve Sevgi ile...


Eylül 08, 2009, 10:28:38 öö
Yanıtla #17
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay

Burada anlatacağım olaylar, 1990’lı yılların başlarında ABD’nde geçmiştir.

Konu çok uzun olacağı için bunu bölümlere ayıracağım.

Bunun genel başlığını da izninizle şöyle koymak istiyorum:

JOHN ANKERBERG SHOW

Buradaki “show” sözcüğünün Türkçedeki karşılığı “gösteri” olarak değil, “açıklama” olarak alınmalı. John Ankerberg Show, Amerika Birleşik Devletleri’nde o tarihlerde yapılmış bir seri televizyon programının adı. (Keşke Kanal 7 bir seri program yaparken bundan biraz örnek alsaydı!)

Bu televizyon programları, “National’ Religious Broadcasters” (Ulusal Dinsel Yayıncılar) adını taşıyan bir örgütün “EFICOM” kısa adıyla bilinen yetkili komisyonunca da onaylanmış durumdaydı yani yasal bakımdan da herhangi bir boşluk söz konusu değildi.

Bu program, beş ayrı televizyon kanalında her hafta ayrı saatlerde yayınlanıyor, her biri yarım saat kadar sürüyordu. İzleyicileri bıktırmamaya özen gösteriyorlardı. Araya reklamlar da giriyordu elbette.

Program, aynı anda birçok radyo istasyonundan da veriliyordu.

Televizyon programının kapsamı her hafta değişiyordu ama gene de sonuç olarak her yeni programda aşağı yukarı aynı şeyler söyleniyordu. Kapsamın her hafta değiştirilmesinin amacı galiba her bir programın ayrıca ilgi çekmesini ve baştan sona izlenebilmesini sağlamaktı.

John Ankerberg Show, yalnızca bir televizyon programı olarak kalmamıştı. Ülkenin çeşitli yerlerinde önceden belirlenmiş günlerde konferans ve açık oturumlar da düzenleniyordu. Dahası, bu program çerçevesinde yayımlanmış 70 kadar kitap, bu kitapları destekleyen video ve ses bantlan da vardı.

Dolayısıyla bunun büyük ve çok iyi organize edilmiş programın bir kampanyası olduğu söylenebilir.

Bu kampanyayı düzenleyen kurumun merkezi Tennessee eyaletinin Chattanooga kasabasında. “Ankerberg Theological Research Institute” (Ankerberg Teolojik Araştırma Enstitüsü) adını taşıyordu. Buradan anlaşıldığına göre; John Ankerberg, sergilenen bu oyunun hem yazarı, hem yönetmeni hem de baş aktörüydü.

Kampanyanın amacı şöyle özetleniyordu: “Halka, Hıristiyanlığın tek doğru yol olduğunu göstermek, böylelikle herkesin Hıristiyanlığı benimsemesini ve bu benimseyişini başkalarıyla da paylaşmasını sağlamak.”

Dolayısıyla bu yalnızca bir antimasonik kampanya değildi. Genelde Hıristiyanlığı yücelten, Hıristiyan olmakla birlikte dinsel bağlanışları zayıf nitelenebilecek kimselerin inançlarını güçlendirip sağlamlaştırmaya çalışan, Hıristiyan olmayanları da İsa’ya inanmaları için isteklendirici propagandalar yapan bir uygulamaydı. Masonluk karşıtı eylem de bu çalışma çerçevesinde önemli bir yer tutuyordu.

Peki, bu kampanya, aslında Hıristiyanlığın yüceltilmesini amaçlamaktaysa, neden Masonluğa böylesine çok yükleniyordu?

Bu sorunun yanıtı çok kısa basit olarak şöyle veriliyordu: “Hıristiyanlar da dahil olmak üzere çoğu kimse Masonluğun gerçek kapsamı üzerinde pek az şey biliyor. Masonluğun ne denli anti-Hıristiyan olduğunun farkında bile değiller. Bu bilgi yetersizliği, Masonluğun Hıristiyan Kilisesi’ne sokulup yerleşmesine hatta Kilise’nin üzerinde etkili olmasına yol açıyor. Çünkü Kilise ileri gelenleri de Masonluğun gerçeklerini bilmiyor ve yalnızca kendine ilişkin söylediklerinin doğru olduğuna kanıyorlar. Bunu engelleyebilmek için, Masonluğun gerçeklerini açıkça ortaya sermek gerekiyor.”

Televizyondaki her John Ankerberg Show programı ille de Masonluk karşıtı bir propagandayı içermeyebiliyordu ama her programın içeriği mutlaka dinlerle, inançlarla ilgiliydi. Bir bakıyordunuz, bir programda Masonluktan hiç söz edilmiyor; bir bakıyordunuz, o günkü program tümüyle Masonluğa yönelik.

Kuşkusuz, her bir sonraki programın neleri içereceği önceden bildiriliyor; ayrıca, araya giren reklamların dışında program kendi reklamını da yapıyordu.

Eğer John Ankerberg Show salt Mazsonluk karşıtı bir kampanya olsaydı, Amerikalı masonlar bu programın sürekli bir şekilde yürütülmesine engel olmakta pek güçlük çekmezdi sanırım. Ancak kampanyanın aslında Hıristiyanlığın propagandasına yönelik oluşu, ilgi ve destek görmesini sağlıyordu. Başta John Ankerberg olmak üzere bu kampanyayı düzenleyenler, masonların kendilerine karşı bir yıkıcı eylemde bulunabileceklerini göz ardı etmiş değildi. Üstelik eğer böyle bir karşıt girişim söz konusu olursa, bunun yiğitçe bir söz düellosu şeklinde olmayacağını, arkadan vurulacaklarını da biliyor, söylüyorlardı.

Bir önlem olmak üzere de, çoktan unutulmuş olan eski bir olayı anlatıyorlardı:

“1827 yılında William Morgan adlı biri, New York’ta bir antimasonik kampanya açmıştı. Bir basımcı ile anlaşmış, Masonluğa karşıt yayınlar yapmaya girişmişti. Basımevi kundaklanarak yakılmış, William Morgan da öldürülerek cesedi denize atılmıştı. Masonlar, kendilerine ve kurumlarına karşı düzenlenen bir kampanyayı işte böyle durdurmuşlardı.”

Ben bu olayı araştırdım. Aslında gerek nedenleri gerekse sonuçlarıyla biraz başka türlü… Üstelik William Morgan’ın değil masonlarca öldürülmüş olması, öldürülmüş olup olmadığı bile kesinlikle bilinmiyor. Sözü edilen basımevinin niçin yanmış olduğu da belirsiz. Bütün bunlar, Thurlow Weed adlı bir kişi tarafından politika malzemesi yapılarak böyle yorumlanmış. Bu varsayıma inananlar da olmuş. Olayın bu şekilde anlatılışı, onların işine geliyordu. “Masonlara dokunacak olanların vay haline!” şeklinde bir kaygılı düşünü vurgulanıyordu.

John Ankerberg Show’un çerçevesinde, kurumun, o güne kadar yayımlamış olduğu kitap ve kasetleri isterseniz belirli bir “hediye” (!) karşılığında elde edebiliyordunuz. Onların kasetleri bizim video oynatıcılara uymuyordu ama kitaplarından bir ikisini aldım.

Bu kampanyayı değerli ve yararlı bularak düzenli bir katkıda bulunmak isteyenler ise, “30/30 Club” adı verilmiş olan bir organizasyona ya da 30 dolar (yapılan reklama göre günde yalnızca 1 dolar) bağışta bulunarak abone olabiliyordu. Böylelikle “inancı savunma” yolunda sağladıkları bu destek karşılığında, ayrıca “hediye” vermeleri gerekmeksizin, bundan böyle kampanyanın tüm yeni çıkan kitap ve kasetleri adreslerine gönderiliyordu. (Öyle deniyordu. Yalan söylediklerini sanmam.)

Burada size John Ankerberg’i de kısaca tanıtayım:
Hıristiyan düşüncesi tarihi üzerinde master, sonra teolojik kapsamlı bir doktora yapmış. Çeşitli üniversite ve yüksek okullarda seminerler, okyanus aşırı birçok ülkede konferanslar vermiş. Bütün bunların ötesinde, üstün ve etkileyici bir hitabet yeteneği olan bir kişi. Televizyondaki konuşmalarında gerçekten de çok başarılıydı; ses tonuyla, mimikleriyle, ağırbaşlı fakat gülümser tutumuyla, tüm programı boyunca izleyicinin ilgisini (en azından benim ilgimi) çekmekte oldukça başarılı bir kişiydi.

Bu âdeta bir “sunuş” oldu. Bundan sonrası programda anlatılanlar.
Sevgiler,
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Eylül 08, 2009, 02:57:57 ös
Yanıtla #18
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay



ANTİMASONİK ETKİNLİK İÇİN HAZIRLIK

“John Ankerberg Show” kampanyası çerçevesinde yürütülen antimasonik etkinlik için, önce sistemli bir hazırlık yapılmış.

Bu çalışmanın hayli geniş bir bibliyografyası var. Listelenen kitapların birçoğu doğrudan masonların yapmış olduğu çalışmalar; hele içlerinden bazıları dünya çapında ünlü masonik yapıtlar. Bu forumda ara sıra sözü edilen Morals&Dogma gibi…

Bu hazırlıklara, önce eski ve yüksek dereceli masonlardan bazılarıyla görüşmelerde bulunularak başlanmış. Kendilerine şöyle bir soru yöneltilmiş:
«Masonluğun ilkeleri ve kapsamı, her mason locasında verilmekte olan masonik öğreti ve ritüellerin içeriği üzerinde otorite olarak nitelenebilecek bir kişi ya da kuruluş var mıdır? Masonluğu tam olarak anlayabilmek için kime ya da hangi kaynağa başvurmak gerekir?»

Masonlar bu soruları ya yanıtlayamamış ya da kaçamak yanıtlar vermişler. Çoğunun yanıtlan açık ve somut olmadığı için yetersiz ya da çapraşık bulunmuş. Kimisi, Masonluğun otoritesinin doğrudan ritüellerinin içeriğinde yer aldığını söylemiş. Oysa ritüellerde ne yazılı olduğu belli; önemli olan bunların yorumu ve değerlendirmesi bakımından kime ya da nereye başvurmalı?

Bilgilerine başvurulan masonlar, bu konuda belirgin bir yargıda bulunamamış ya da bir öneride bulunmaktan kaçınmışlar.

Bunun üzerine, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki tüm büyük localara birer mektup yazılmış. Bu konudaki resmi görüş ve önerileri sorulmuş.

Büyük localardan 25’i yani aşağı yukarı yarısı, bu mektubu ciddiye alarak yanıtlamış, diğerleriyse umursamamış ve yanıt vermemişler.

Aslında diğer büyük localar da bu mektubu yanıtlamış olsalardı, herhalde ötekilerden pek farklı bir öneri getirmiş olmayacaklardı ve sonuç değişmeyecekti.

Soruyu yanıtlayan büyük localardan her biri kendince “birer otoriter masonik kaynakça” olarak başvurulabilecek birkaç kitap adı vermiş.

Bunların karşılaştırılması yapıldığında, dokuz masonik nitelikli yayının, genelde diğerlerine oranla öncelikli tutulduğu görülmüş. Hepsi incelenmiş ama içlerinden çoğunluğun önerdiği ilk üçü ağırlıklı tutulmuş.

Büyük locaların çoğunluğunun öncelikle önermiş olduğu kaynaklar, dünya çapında ünlü masonik araştırıcı ve yazarların yapıtları: Albert G. Mackey ve Henry Wilson Coil tarafından ayrı ayrı kaleme alınmış olan iki masonik ansiklopedi ile Joseph Fort Newton’un “The Builders” (Yapıcılar) adını taşıyan kitabı. Dolayısıyla, bu üç ünlü masonik yazarın, MASONLUK konusu üzerinde birer otorite olduğu, kitaplarında yazdıklarının da Masonluk ile ilgili doğruları yansıttığı kabul edilmiş.

Bu seçimde pek bir yanlışlık yapıldığı ya da ön yargılı davranıldığı söylenemez. Çünkü gerçekten de bu üç mason, yalnızca Amerika’da değil, dünya masonik yazınında isimlerini duyurmuş olan kimseler. Hele Amerika Birleşik Devletleri’nde konu üzerindeki otoriteleri tartışma götürmez.

Bu üç masonun dünya çapında ün kazanmış olan yapıtları baştan sona titiz bir şekilde incelenmiş.

İşte bu aşamada ön yargılı bir tutum benimsenmiş olduğu rahatlıkla söylenebilir çünkü•bu otoritelerin yapıtlarındaki anlatımlarının nasıl Masonluğa karşıt bir amaçla kullanılabileceği belirlenmiş.

Nitekim yayınladıkları kitaplarda da öncelikle Mackey, Coil ve Newton’un yapıtlarının çeşitli yerlerinden alıntılar var. Daha seyrek olmakla birlikte, büyük localardan bazılarının önermiş olduğu diğer yapıtlardan alıntılar aktarılmasından da geri kalınmıyor.

Bütün bu alıntıların ortak yanı, amacı ve yönü önceden belirlenmiş bir antimasonik girişimdeki görüşlerin desteklenmesinde işe yarayabilir olmaları. Kitapların içerdiği diğer bilgiler göz ardı edilmiş.

Kuşkusuz bu kadarla da yetinilmemiş. Ritüeller, diğer masonik kitap ve kitapçıklar, ayrıca büyük locaların periyodik yayınlarının bir bölümü de incelenmiş. Belirli bir ön yargıyla yapılacak olan antimasonik eylem için yararlı olabilecek, bu eylemin görüşlerini destekler ya da kanıtlar nitelikte her ne bulunduysa derlenip toplanmış.

Fakat gene de özellikle Mackey ile Coil’m görüşleri öncelikli tutulmuş; büyük olasılıkla bunlar, yapılan antimasonik nitelikli propaganda için daha yararlı malzemeler sağlamakta.

Amerikalı masonların, bu antimasonik kampanyada ileri sürülenlere bireysel karşı çıkışta bulunmaları, hele yalan-yanlış şeyler söylendiğini ve gerçeklerin başka türlü olduğunu belirterek Masonluğu savunmaları hemen hemen olanaksız.

Büyük locaların bile bunu örgütsel boyutta açıklamalar ile yapabilmeleri pek zor. Çünkü bu antimasonik kampanyada doğrudan büyük locaların birer otorite olarak göstermiş olduğu kişilerin Masonluk üzerine yaptıkları açıklama, görüş ve yargılar temel olarak alınıyor. Büyük locaların çıkıp da, «Bu kişilerin yazmış ve söylemiş oldukları yalnızca kendi bireysel düşünü ve yorumlarıdır. Herhangi bir masonik örgütü, hele evrensel boyutta Masonluğu bağlayıcı olarak alınamaz. Üstelik bu kişilerin yazdıkları yalnızca yaşadıkları dönemlerde geçerli sayılabilirdi. O zamanlar Masonluğun görüş ve yaklaşımı da başkaydı. Şimdi artık bunlar çağımızın gerisinde kaldı.» diyebilmeleri için artık çok geç.

Kaldı ki, Amerika Birleşik Devletleri’nde hiçbir büyük loca Masonluk üzerine gerçekten de birer otorite oldukları onanmış bu masonik yazarların görüş ve yorumlarına karşı çıkmak istemez.

Böylelikle Amerika Birleşik Devletleri’ndeki 25 büyük loca, istemeden bir antimasonik kampanyada âdeta birer maşa gibi kullanılmış. Kendilerine yapılan başvuruya hiçbir yanıt vermemiş olan büyük localar, bu oyuna düşmemiş olmalarından ötürü kendilerini kutlayabilir.

Devam edeceğim.
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Eylül 08, 2009, 03:57:22 ös
Yanıtla #19
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay



ÖZET OLARAK KAMPANYANIN YAKLAŞIMI

John Ankerberg, televizyon programlarında önce bilgi vermek bakımından bir mason locasının nasıl çalıştığını özetliyordu. (Bunu her zaman yapmıyordu ama ayrı ayrı yaptığı oldu.)

Sonra rıtüelik ayrıntılara giriyordu. Bu ayrıntıları yorumsal değerlendirmelerle açıklıyordu. Bunu yaparken, yalnızca kendi görüşlerini yansıtmakla kalmıyor; büyük locaların birer masonik otorite olarak benimsemiş oldukları ünlü kişilerin görüş ve yorumlarını öncelikli tutuyordu.

Ekrana çıkarttığı masonları konuşturuyor; önceden seçilmiş ayrıntılar üzerinde onların da görüşlerini alıyordu.

Sonunda hepsini birleştirip, kendi dinsel yaklaşımıyla, akıl ve dinsel mantığa uygun fakat demagojik bir yöntemle kendi yorum ve değerlendirmelerine geçiyordu.

Kampanyada temel olarak üç konu üzerinde duruluyordu:

1.   Masonluk Hıristiyanlık ile çelişkilidir hatta Hıristiyan dininin gerektirdiği inanç ilkelerine aykırıdır.

2.   Masonluk Hıristiyanlık ile çelişkili olmakla kalmamaktadır; niteliği ve içeriği bakımından kendine özgü bir dindir.

3.   Masonlukta gerekli görülen söz verişler (yeminler), bu söz verişlerde bulunan Hıristiyanları kendi dinlerinden dönmüş, Hıristiyanlığa ihanet etmiş ve bir başka dinin inançlısı durumuna sokmuş olmaktadır.

Eğer Amerika Birleşik Devletleri, anayasası uyarınca bireylerin hak ve özgürlüklerini koruyan, temelde laikliği benimsemiş, üstelik uluslararası politikasında bu bakımdan tüm dünyada örnek olduğunu ileri süren bir ülke olmasıydı; bu kampanyanın sonunda “Masonluğun yasak edilmesi ve tüm mason localarının kapatılması gerekir.” şeklinde bir öneri beklenebilirdi.

John Ankerberg ise böyle bir önerinin öncelikle kendi programına zarar verebileceğinin de bilincinde görünüyordu. Dolayısıyla, masonik kuruluşlara, hele hele masonlara yönelik hiçbir suçlamada bulunmuyordu. Genelde Masonluğu küçük düşürücü bir yaklaşımdan kaçınmıyor fakat bu yaklaşımını herhangi belirgin bir masonik kurum üzerinde somutlaştırmıyor ve kişileştirmiyordu.

Büyük localara rıtüellerini değiştirmelerini önermiyordu. Geçmişte Masonluğun amaç ve ilkelerini kendilerine göre açıklamış olan masonik yazarların görüşlerini, dünya çapında kazanmış oldukları ünlerine karşın yadsımalarını, artık onların görüşlerinin çağ dışı ve geçersiz kalmış olduğunu açıkça ilan etmelerini istemek gibi bir eğilimi ya da yaklaşımı da yoktu.

Çünkü bütün bunlar herhalde John Ankerberg’i hiç de ilgilendirmiyordu. Üstelik Amerika’daki Masonlukta böyle bir değişiklik söz konusu olursa, “John Ankerberg Show” kampanyası kapsamındaki ilgi çekici antimasonik girişim de kendiliğinden sona ermek durumunda kalırdı sanırım.

John Ankerberg ve ekibinin, Masonluk ile ilgili araştırmalarında Amerika Birleşik Devletleri’nin sınırlarını aşıp aşmadıkları, Avrupa’da neler olup bittiğini inceleyip incelemedikleri de pek belli değildi. Dünya yüzünde birbirinden farklı masonik anlayışlar bulunduğuna pek kısa olarak ve ancak bir ayrıntıda değinilmişti.

Bunu pek de yadırgamamalı, çünkü mason olsun ya da olmasın, bir Amerikalı için Avrupa ya da dünyanın herhangi başka bir yerindeki Masonluk hiç de ilginç bir konu olmaz. Böyle bir durumda genel olarak Masonluğu değil, özel olarak “Amerikan Masonluğu”nu eleştirmek gerekebilir. Bu da hiçbir Amerikalının işine gelmez ve hoşuna gitmez.

Dolayısıyla John Ankerberg, programında yalnızca Amerikalılara sesleniyor ve salt bireylere yönelik olmak üzere şöyle önerilerde bulunuyordu:
«Eğer henüz Masonluğa girmemişseniz, bundan sonra da bu yanılgıya düşmekten sakınmayı bilin. Çünkü hiçbir gerçek Hıristiyan mason olmayı istememelidir. Masonluğa girmek, bir Hıristiyanı dininden eder.»

«Eğer bir gerçek Hıristiyan iseniz, İsa’ya ve İncil’e gönülden bağlanarak inanıyorsanız fakat bu arada yanlışlıkla Masonluğa girmişseniz; çok geç kalmadan hatta hemen bugün üyesi olduğunuz locaya istifa mektubunuzu gönderin. Tövbe edin, günah çıkarın ve kutsal inancınıza dönün. Tanrı sizi bağışlayacaktır.»

Masonluğa girmemiş olanlar için sorun yok ama daha önce “mason” olanlar ne yapacak, Masonluktan nasıl ayrılacak?

John Ankerberg buna da çözüm getiriyordu. Gerek Masonluktan ayrılarak tövbe edecek ve günah çıkaracak olanların bunu nasıl yapacağına ilişkin ayrıntılı yönerge gerekse bir masonun locasına göndereceği istifa mektubunu örneği hazırdı; isteyene hemen faxlanabilirdi.

Şimdi John Ankerberg Show’da, gerek televizyon yayınları gerekse bu kampanyanın ileriye dönük kalıcılığını sağlayan kitaplarda öncelikle üzerinde durulan, aslında birbirlerine bağlı olmakla birlikte ayrı ayrı ele alınan konuların ayrıntılarına gireceğim.

ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
715 Yanıt
581805 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 04, 2020, 12:03:19 öö
Gönderen: friend
22 Yanıt
22311 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 25, 2018, 08:54:51 ös
Gönderen: karahan
5 Yanıt
8742 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 01, 2007, 08:27:30 öö
Gönderen: Universal
7 Yanıt
12762 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 03, 2011, 12:08:18 öö
Gönderen: kmldmn
39 Yanıt
29551 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 25, 2017, 11:19:30 öö
Gönderen: gfeenatre
21 Yanıt
17775 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 03, 2013, 02:11:33 öö
Gönderen: NOSAM33
0 Yanıt
2040 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 22, 2008, 06:31:29 öö
Gönderen: Isis
53 Yanıt
25999 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 05, 2017, 08:16:44 ös
Gönderen: ADAM
6 Yanıt
10897 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 14, 2011, 12:35:12 ös
Gönderen: Mustafa Kemal
7 Yanıt
9791 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 23, 2012, 08:20:58 ös
Gönderen: hailstorm