Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Masonluk, Şeytandan Bilgi ve Talimat Alan Bir Örgütlenmedir  (Okunma sayısı 55604 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Şubat 05, 2010, 06:04:13 ös
Yanıtla #50
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 566
  • Cinsiyet: Bay
    • Yok site mite...

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlari sevmiyorum.


Şubat 05, 2010, 10:53:39 ös
Yanıtla #51

Sayın Asi,

Yazıma cevap vermek için araştırma yapmışsınız. Benim de zaten tüm istediğim buydu. Fakat sizin de “lucifer hakkında araştırdım” demenize rağmen, ortaya net bir şey koyamadığınızı görüyorum. Lucifer kavramını hala açmamışsınız. Siz araştırdığınızı söylüyorsunuz fakat yine tekrar bunu benim araştırmamı istiyorsunuz tüm yazınız boyunca.  Güzel.

Bağlantısını verdiğiniz linkteki yazıyı yukarıdaki yazımı yazmadan evvel zaten okuduğumu söylesem inanır mısınız? (Ya da buna inanmak işinize gelir mi?)

Peki  okumadan evvel dahi bu yazının konusuna hakim olduğumu söylesem ne dersiniz?

Lucifer hakkında benim de az çok malumatım var. Ancak Lucifer’in neden “luciferian path” olması gerektiği konusunda hiçbir bilgim yok.  “Masonluk, masonlardan öğrenilmelidir” diyor girişte, e neredeler peki?  Masonlar neden sözünde durmuyor?

Yani bunu özellikle Mason üyelerden duymak istememin sebebi, haricilerin beyninin olmadığını düşünmemden kaynaklanmıyor Sayın Asi.

Benim lucifer’in ne anlama geldiğini bizzat kendilerinden duymak istememin özel bir nedeni var. “Luciferian path” ile “eğitim” arasındaki bağı göstermelerini istiyorum.

Albert Pike 19.yy’da yaşamış biri. Eğitime, düşünmeye “think” mottosuna bu kadar önem veriyordu ise, ondan önce gelen Aydınlanma filozoflarının yolunu takip edebilirdi. (Ki bilim felsefesi "think" olgusunun iliklerine kadar işlendiği alandır. Bilim o yola girmiş bir kere, peki Pike'ın misyonu nerede? ) Neden ben John Locke’un “Eğitim üzerine”sinde metafizik kavramlar görmüyorum, ve metni olduğu gibi anlıyorum da, Albert Pike’ın “luciferian path”ında göremiyorum?
 
Gelelim linkini verdiğiniz yazıya;

O yazıda Lucifer teriminin, “Şeytan” olmadığı, bunu Jerome’un Latinceye böyle çevirdiği, ancak İbranice aslında bunun “sabah yıldızı” olarak geçtiği belirtilmiş. Ben de zaten yukarıdaki mesajımda lucifer ile sabah yıldızını bir arada kullanarak, linkini verdiğiniz yazının tezine hakim olduğumu gösterdim “Harun Yahya'nın görüşlerini savunuyor değilim, ancak İskoç riti masonluğunun kült kaynaklarında da ismi geçen sabah yıldızı kavramına biraz eğilinsin istiyorum.” Diyerek.  Yani tüm o yazıya zaten hakimdim. Bunu anlamanız gerekirdi.

Venüs! Evet. Ki Sayın Adam’dan Venüs ritleri ile ilgili yazıyı bu forumda bizzat talep ederek isteyenlerden biri de benim.  Keşke bu ritleri, Venüs tapınıcılığını yazsa Sayın Adam, yazsa da, o Venüs tapınımının, nasıl localara konan üç kutsal kitapla büyük bir çelişki içerdiğini anlayabilsek.

Tüm yazıda “Bakın Lucifer şeytan değil; sabah yıldızı. Yani “ışık”. Işık ise, karanlığın tersidir. O halde o tüm şeytani bilginin karşısındadır” gibi bir mantık yürütülmüş.  Bu da benim komiğime gidiyor açıkçası. “Lucifer yolu” şeytani külliyatın karşısındaki yoldur demiş yazar;

Alıntı
"The emphasis here should be on intent. When Albert Pike and other Masonic scholars spoke over a century ago about the "Luciferian path," or the "energies of Lucifer," they were referring to the morning star, the light bearer, the search for light; the very antithesis of dark, satanic evil."

Albert Pike’ın, “lucifer yolu” dediği şeyle  eğitime, bilime, öğrenmeye, aydınlanmaya işaret etmiş olabileceğini gösteren alıntılar görmek isterdim o yazıda. Ancak “IŞIK” ile “THINK” neredeyse bir tutulmuş. Metaforlar beni ilgilendirmiyor. Herkes kendi düşüncesini “ışık” diye niteler. Kimse yoğurdum ekşi demez. Mussolini bile “tüm cevaplanamayan soruların cevabını bizim ideolojimiz bulmuştur” demiyor muydu? Yani tek bir cümle ile buna inanmam mı bekleniyor? 

Işık, antik mitlerde daima kutsal görülmüş bir kavram. Mısırda en üstün tanrı Ra Işık ile özdeştir. Şimdi ben Işık ile “education” u neden zorunlu göreyim ki? Albert Pike gibi mistik bir kişinin, “ışık” deyince ezoterik ışık kavramına atıf yapması, eğitime atıf yapmasından daha yeğ duruyor gözümde.

Zaten o savunu yazısını yazan kişi de defalarca “Albert Pike bizi bağlamaz.” “Masonları bağlamaz” “Kendi düşüncesidir” “Her mason bu görüşte değildir” deme gereği duymuş. :)

Tabii ki öyle demek zorunda.  Çünkü benim sorduğum soruya o da cevap veremiyor. Albert Pike ile aynı görüşte değilseniz; Albert Pike’a kefil olmazsınız olur biter. Ama hem “kendi düşüncesidir” hem de “aslında eğitimi, bilimi, kastediyor” demek bir çelişkidir. Kararınız ne? Yadsıyor musunuz yoksa kefil mi oluyorsunuz? Hem “kendisinden başka kimseyi bağlamaz” deyip acil çıkış kapısını açık bırakmak, hem de savunmak için “aslında “think” mottosunu kastediyor, bilimi ilerlemeyi kastediyor” deme gereği duymak bana pek manidar geliyor.

Sanırım artık benim görüşlerim de burada netleşiyor; aksi ispat edilinceye dek, Albert Pike’ın sözü edilen, ve öyle olmasını arzuladığım Masonluğun "eğitim, bilim" vurgusundan ziyade, Satanik eğilimleri olduğunu düşünüyorum.

"Ne yardan vazgeçerim ne serden" diye bu kişi sahiplenilince de lütfen açıklama yapılsın. Ama bu açıklama "Albert Pike'ın onaylamadığımız düşünceleri kendisini ilgilendirir. Onayladığımız düşüncelerini ise sahipleniyoruz" gibi bir şeyle açıklanmasın.

Gülmek isteyen buyursun gülsün. Benim nedenlerim var. Bilim felsefesini kavramak için 3-4 yıldır uğraşıyorum. Eleştirel düşüncemi ilerletmek için en sıkışık sınav zamanlarımda dahi bilgi felsefesi kitaplığımdan fazla uzaklaşamadım. Mantıksal Pozitivizmi, Wittgenstein’ı , Russell’ı, Carnap’ı, Popper’ı anlamanın , çok önemli olduğuna her zaman inandım.  Benim “ışığım” da bu işte; açıklık, netlik. Açık olmayan her şeyden de derin bir şüphe. Red.

Tüm bu sözü edilen tartışmayı kavrayamadan “sadece gülüp geçiyorum” deme kolaylığımız yok ne yazık ki. Bir Nature dergisi forumunda bunlara gülünüp geçilir, bunu anlarım ve saygı duyarım. Bir Wittgenstein, bunlara gülüp geçer.  Çünkü metafiziği reddeder. Ancak şu forumda Tanrıya inanan çoğunluğun, metafiziki kavramların sorumluluğundan bu kadar kolay kaçıvermesi, bana çok büyük bir sorumsuzluk olarak görünüyor. Çelişkinizi gösterebiliyor muyum? Masonluk kurumunun kendisi ezoterik iken, neden “kötülüğün bir olgu olarak var olduğu” kavramı olan “şeytan” bu kadar görmezden geliniyor ki? Buna gülünüyorsa, Pike’ı toptan bırakalım, John Locke aforizmaları ile başlayalım yolumuza madem? Madem Albert Pike "bilim, eğitim, ilerleme" diyor, ne işimiz var antik kültlerle, karşılaştırmalı dinler tarihiyle, Işıkla, Lucifer yoluyla? Ne diye mistisizm konuşuyoruz ki? Occham’ın usturasında metafizin “m”si yoktur.  İnancı olan varsa burada, ışık ile birlikte karanlığın da bulunduğunu, ve karanlığın da kendini kabul ettirmek için ışık olarak görünmek isteyeceğini bilmesini arzuluyorum.

Sürçülisan ettiysem affola.
Karanlıklar prensi bir beyefendidir. W.Shakespeare


Şubat 06, 2010, 02:29:20 ös
Yanıtla #52
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1741
  • Cinsiyet: Bay


Birliğin içindeki"Hep"lik,"Hep"in birlik hali,"Bir"in"Hep"te tezahürü kavramlarına açıklık getirmeden,kullanılagelmiş alegorilerin ve sembollerin üzerine çöken yanlış yorumlamalardan ve algılardan kurtulmak mümkün görünmüyor.

"Masonlar şeytandan talimat alır mı"alırlar....Nasıl mı?...

Şeytan'dan talimat almayan,beşer yoktur çünkü...Şeytan,ötede,uzakta,bilinmeyen bir mekanda değildir;tıpkı Tanrı gibi...

Melekleri yaradan Tanrı,melek olan Şeytanı'da yaratmıştır.Şeytan'ın yaradılış gayesi,kurban hükümlerinin içinde gizlidir.İnsanlığın tüm günahlarını üstlenen Şeytan,İnsanlık için kendini feda etmiş,müebbet mahkumiyeti kabul etmiştir.

Algılanan anlamı ile Şeytan'ı yok sayarak,iyiliği,güzelliği,erdemi,hayrı,sevgiyi tanımlamak mümün değildir.Tekamülün şartı,hikmet ise,hikmetin şartı Şeytan'dır.

Bir bütün olarak evren ve içinde barınan tüm canlıların hammaddesi "Tek"tir;dolayısıyla,iyilik ve kötülük aynı kaynaktan beslenmektedir.Seçici olan ve aynı kaynaktan varolan "akıl"irade yoluyla benimsediği yolda,kendisini irşad eder.


Sagılarımla
Ben"O"yum,"O"ben değil...


Şubat 06, 2010, 03:42:43 ös
Yanıtla #53
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Ben bu saçmalıklarla pek uğraşmamayı yeğliyorum.

Saçmalık dediysem, bu konuda en son Sayın Ceycet yazmış olduğu için sözüm onun yazdıklarına değil. Sözüm buradaki başlığa...

Ancak Sayın Ceycet'in aslında belki çok daha ayrıntısına bile girebileceği, burada sadece bir özetle yetindiği deyişleri üzerine, düşünce yapım bakımından hiç katılmasam da demagojik bir tutumla şunu söyleme gereğini duydum:

Ya, demek Masonluk Şeytandan bilgi ve talimat alan bir örgütlenme...  Şu halde Masonluk aynı zamanda hatta belki Şeytandan da önce Tanrı'dan bilgi ve talimat alıyor.

Sayın Ceycet'in özet deyişinden esinlenerek bir düz mantık...



 
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Şubat 07, 2010, 01:36:22 ös
Yanıtla #54
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1741
  • Cinsiyet: Bay

SayınADAM'ın mantıklı tespiti,ince bir ayrıtıya da işaret eder.

Şeytan'a bakınca şeytanı görüpte itibar eden sapkın olarak nitelendirilebilirken,Şeytan'a bakınca Tanrı'yı gören arif olarak tanımlanabilir.


Saygılar
Ben"O"yum,"O"ben değil...


Şubat 07, 2010, 03:24:03 ös
Yanıtla #55

Sayın Ceycet'in yazdıklarında ben "diyalektiği" görüyorum.

Diyalektik; yani herşey zıttıyla kaimdir. Zıt taraf olmasa nasıl öte taraf bulunur? Yanlış olmasa doğru nasıl tanımlanır? Şu halde "gelişim" bu diyalektiğin bir ürünüdür. O halde şeytani kötülüğün veya tanrısal iyiliğin değerde hiçbir farkı yoktur. Ne olursa olsun, sonunda "gelişim" galip geleceğine göre?

Ancak bir kitap da şöyle der; "Artık hak ile batıl belli olmuştur." Dualite vardır ve bu dualiteden bir tarafın prensiplerine göre yaşanması uyarısı vardır. Her İbrahimi dinde bunu görebilirsiniz. Masonluğun çelişki noktası burasıdır.

Diyalektiğin sakıncası şuradadır; kötülük diye bir olguyu görmezden gelir. Kötülük ile iyilik arasındaki o farkı, "nasıl olsa gelişme ile sonuçlanacaı için" görmezden gelme eğilimindedir.

Neden olacağı çarpışmaları göz ardı ederek.

Ben bu çeşit diyalektiğin, tam da şeytanın isteyebileceği bir ideoloji olarak görüyorum açıkçası. Şeytan daha başka nasıl hoşgörülebilirdi ki :)

Bu konu daha da derinleştirilebilir aslında. Sayın Adam bu saçmalıklarla uğraşmayacağını söylemiş. Bence de konu çok absürd bir başlıkta. Bu daha iyi bir yerde tartışılabilir. "Diyalektik" ve onun gelişim teorisi mesela. Zaten Sayın Adam'dan bu konuda bir söz aldığımı hatırlıyorum :)
Karanlıklar prensi bir beyefendidir. W.Shakespeare


Şubat 08, 2010, 01:04:44 öö
Yanıtla #56
  • Ziyaretçi

İnsanoğlu böyledir. Yapar yapar ,  şeytanın üzerine atar :)


Şubat 09, 2010, 07:32:33 ös
Yanıtla #57
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 566
  • Cinsiyet: Bay
    • Yok site mite...

Sevgili Popperist, yazmissiniz cizmissiniz, ellerinize saglik. Bana aciklama yap demissiniz ama ben de sizin bildiginiz kadar ve belki de daha azini biyliyorumdur belki de. Benim elestiri getirdigim nokta, Albert Pike da Lucifer demis, iste masonlarin seytanla direk iliskili olduklarini bu da soyluyor mantigi :)

Yazdiklarinizi okuduktan sonra sizin bu kadar basit bir cikarim yapmayacaginizi anlamis oldum. Dolayisi ile benim o mesajdaki elestirdigim kisi siz degil, yukarida soyledigim sekilde duz mantik ile yaklasanlardir.

Yanlis anlamadiysam, Harun Yahya'nin soylemis oldugu cumlenin dogrulugu veya yanlisligindan ote, bu kavramin var olup olmama kavramlarina deginiyorsunuz degil mi?
Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlari sevmiyorum.


Şubat 10, 2010, 08:22:35 ös
Yanıtla #58

Sayın Asi,

Evet benim derdim ortaya konmuş kavramlar.

Kavramın var olup olmama konusu aslında çok açık: Lucifer, venüs, sabah yıldızı, ışık vb. gibi kavramlar Albert Pike'da var. Ben bu kavramın neye delalet ettiğinin açıklanmadığı sürece, toplumdaki "şeytan" ve "satanizm"i çağrıştıran algılamara - hem de böyle pozitivist bir şekilde- gülüp geçilemeyeceğini, olayın bu kadar basitçe geçiştirilmesinin hiç adil olmadığını söylüyorum.

Masonluk benim gözümde bir seçkinler, entelektüeller kulübüdür. Ben açıkçası masonluğu çoğu kez böyle algılıyorum. Bu seçkinci gruplaşmayı da rasyonel buluyorum. Çünkü günün ortalama insanının kendi ayarında insanlarla görüşüp muhabbet etmesi ne kadar gerekliyse, entelektüel kitlenin de bir birliktelik duygusunu sağlayacak, ve entelektüel birikimini paylaşıp bilgi ulaşımını hızlandıracak bu gibi kurumlarla ilişki kurmasını bir ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Açıkçası masonluğun ezoterik geçmişi beni fazla ilgilendirmiyor. Çünkü masonları da o kadar ilgilendirmediğini (syn Adam'ın dediği gibi; masonların çoğu kendi kültlerini bilmezler) görüyorum. Mevcut masonlara şöyle bir baktığımda da söz konusu ezoterizmin onları etkilediğine fazla inanmıyorum.

Ancak masonluğun kendi kaynaklarında, kendisini sıkıntıya düşürecek unsurlar da yok değil. İşte bir mason, bu kaynaklara sıkı sıkı bağlanıp da yoluna "diyalektik belirsizlik" ile devam ederse, o zaman birçok sakınca çıkacağına inanıyorum. "Ordo Ab Chao" ile istediğiniz sözümona "gelişme"yi yaşatabilir oluyorsunuz. Bu, artık birliğin ideolojik kısmı oluyor. Bu mistik ideolojide bir çok açıklanamayan olduğunu görüyorum. Dolayısıyla belirsizlik ve şüphenin meşru olduğunu, hele hele açıklama yapmaktan kaçınılınca bunun kamuoyu şüphesini daha da körüklemesini çok doğal buluyorum. Ama ben bu eğilimleri Türk masonlarında görmediğimden somut bir problem olmaktan çok, teorik, ideolojik, mistik bir problem olduğunu düşünüyorum. Kimbilir belki batının büyük localarının yüksek dereceli masonlarına has bir tutumdur işin ideolojik kısmı ve dünyanın geri kalan masonları o kadar umursanmıyordur. Açıkçası Fransa locasının, Yeni Zelanda mason locası biraderiyle aynı şeyleri bildiğine pek güvenmiyorum. Piramit hiyerarşisi, tabandakilerden şüphe ettirmez. Ama bu noktadan sonra artık durum spekülatif bilgiye ve komploya dönüşüyor. Bu yüzden daha fazla ileri gitmenin gereği yok. Sadece Pike'ın "lucifer" dediği ve birçok masonun da "ışık" diye sürekli andığı kavramın açık ve seçik belirtilmesi taraftarıyım o kadar.

Saygılar.




Karanlıklar prensi bir beyefendidir. W.Shakespeare


Şubat 11, 2010, 05:13:14 ös
Yanıtla #59
  • Seyirci
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4170
  • Cinsiyet: Bay

Masonlukla ilgili geçm,şite çok antitezler ileri sürdüm ve yazdım burada.Ama bu sitede özellikle sn.ceycet sn.skullg ve özellikle sn.adam sayesinde ezoterizmle tanıştım eskiden okumaktan sıkıldığım bu konuları şu an keyf ile inceliyorum.Masonluğa herhangi bir yafta yapıştırmak gerekirse bence ilk kaynak olarak ezoterizme başvurulmalı ve özellikle cihangir generin ezoterik batıni doktrinleri okunmalı.Bu ve başka kaynaklara bakıldığında masonluk ve diğerbenzeri oluşumların bu konun başlığı ile uzaktan yakından ilgisdi olmadığı gibi yine bir arkadaşın dediği gibi kesinlikle entellektüellerin bir araya gelip sohbet ettiği bir ortam hele hiç değil bence.
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
1 Yanıt
3401 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 08, 2013, 03:01:31 ös
Gönderen: DehereLo
27 Yanıt
15778 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 19, 2016, 11:04:11 ös
Gönderen: Herakles
2 Yanıt
3716 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 09, 2007, 12:04:58 öö
Gönderen: MASON
156 Yanıt
91522 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 14, 2011, 05:02:35 ös
Gönderen: baytaskiran
4 Yanıt
9004 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 11, 2008, 09:26:00 ös
Gönderen: farmason82
36 Yanıt
19091 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 11, 2011, 07:00:39 ös
Gönderen: BULGARIA
0 Yanıt
3950 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 04, 2009, 05:09:56 ös
Gönderen: Mozart
2 Yanıt
4285 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 04, 2011, 05:35:22 ös
Gönderen: ADAM
10 Yanıt
9584 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 26, 2011, 11:28:27 ös
Gönderen: Lethe
3 Yanıt
3806 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 06, 2012, 12:20:20 ös
Gönderen: Masor1976